İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda gerçekleştirdiği konuşmada, köylerdeki mera ve arsa satışlarının olumsuz etkilerini gündeme getirerek, yerel halkın sosyal yapısının ciddi şekilde bozulduğunu ve köylülerin mağdur edildiğini vurguladı. Arslan, “Büyükşehir Yasası acilen gözden geçirilmeli ve yaşanan mağduriyetler ortadan kaldırılmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Arslan, konuşmasında şunları belirtti: “Mera satışı gerçekleşirse bereket sona erer, bereket yok olursa millet zayıflar. 1858 tarihli arazi kanunnamesi, meraları devlet mülkiyetinde ve halkın ortak yararına tahsil edilen terkedilmiş alanlar arasında tanımlamıştır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında yürürlüğe giren arazi ve tarım yasaları da bu anlayışı sürdürmüştür. Mera Kanunu, meraların amacının dışına çıkılarak kullanılmasını açıkça yasaklamaktadır. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu köklü anlayış ciddi şekilde zedelenmiştir.
Bir zamanlar köylerin etrafında geniş meralarımız bulunuyordu. Köylüler sabah hayvanlarını meraya bırakır, akşam geri alırlardı. Meralar, çocukların koştuğu, obaların kurulduğu ve imecelerle dayanışmanın sağlandığı alanlardı. Ancak günümüzde bu meralar ya imara açılmış, ya madencilik faaliyetlerine maruz kalmış ya da rantçıların hedefi haline gelmiştir. Tarım, hayvancılık ve köy yaşamının sigortası olan bu alanlar artık beton yapılar ve tel örgülerle çevrilmiştir.
Meralar yalnızca ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda hukuki ve medeni bir konudur. Günümüzde karşı karşıya kaldığımız sorunların büyük bir kısmı mevzuattaki boşluklar ve yetersiz denetimlerden kaynaklanıyor. Mera vasfını kaybetmiş binlerce hektar alan, bir gecede alınan kararlarla madenciliğe ya da yapılaşmaya açılmaktadır. Oysa anayasamız ve Mera Kanunu, meraların amacının dışına çıkılarak kullanılmasını yasaklamış durumdadır. Ancak uygulamada bu yasaların büyük ölçüde boşaltıldığını görmekteyiz.
Ayrıca, Büyükşehir Yasası çıkmadan önce köy statüsündeki yerlerde köy içi alanlar, o bölgede yaşayan insanlara yüzde elli indirimle taksitle verilmekteydi. Şimdi ise, Büyükşehir Yasası ile birlikte dışarıdan gelen herhangi bir kişi ihaleye katılabiliyor. TOKİ, ilçe belediyeleri ve milli emlak satış yapıyor. Köylüler bu rekabetle başa çıkamıyor ve sosyal yapı büyük ölçüde bozuluyor. Köylüler kendi topraklarını terk etmeye başlıyor.
Dolayısıyla, Büyükşehir Yasası’nın acilen güncellenmesi veya yeniden ele alınması gerekiyor. Gençlerimiz doğdukları toprakları terk ederken, geride sessizleşen köy meydanları kalıyor. Toprak işlenmiyor, üretim azalıyor, tarlalar boş; meralar ise sahipsiz kalıyor. Ne yazık ki, köylülerimizi yalnızca göçle değil, yasalarla da yok olmaya mahkum ediyoruz. Büyükşehir Yasası ile köy kavramı ortadan kaldırıldı ve mahalle statüsüne dönüştürüldü. Bu dönüşüm sadece tabelalarda değil, kültürel yapıda da önemli değişikliklere neden oldu.
Yine de direnen köylüler var. Meralar, ormanlarımız, akarsularımız ve göllerimiz gibi milletin ortak malıdır. Onları korumak sadece bir yönetim görevi değil, aynı zamanda ulusal bir sorumluluktur. Yeniden Mera Kanunu’nu özüne kavuşturmalıyız. Kısa vadeli rant yerine, doğaya duyarlı madencilik ve uzun vadeli ulusal menfaatleri önceliklendirmeliyiz.”
📌Köylerin mahalleye dönüştürülmesi ile kırsal alandaki dengeler değişti; üreticiler zayıfladı ve toprak rant baskısı altında kaldı. Mera ve arsa satışları, yerel halkın sosyal yapısını bozarak köylüyü mağdur ediyor. Bu nedenle, Büyükşehir Yasası’nın acilen gözden geçirilmesi gerekiyor.
