Pop-iktisatçılar… Maskeli Özalcılar görev başında

Ekonomi kavramından-biliminden tarihi çıkaramazsınız.

Çıkarırsanız; 16 Ağustos 1838 Osmanlı-İngiliz Ticari Anlaşması ile, 24 Ocak 1980 ekonomi kararlarının benzer olduğunu kavrayamazsınız!

Özü aynıdır; ekonomide köklü yapısal değişim yapmak. Örneğin, gümrük vergi duvarlarını yıkarak milli pazarı sonuna kadar ithal mallara açmak…

Son 200 yıllık tarihimiz, “liberal” ekonomik anlayış ile, devlete/kamuya pazarda öncü görev verenler arasındaki mücadeleyle geçti. (Ki bu karşıt düşünce Batı’da 500 yıl önce başladı: “Devletçi” Merkantilistler- “liberal” Fizyokratlar! Vs.)

Keza:

Ekonomiyi, siyasetten-ideolojiden ayıramazsınız. Her karar ekonomi-politiktir. Örneğin:

1978 Ecevit hükümetinin (IMF’ye karşı çıkan, kapitalizmi törpüleyen vs.) kamucu 1979-1983 Dördüncü Kalkınma Planı’na önce TÜSİAD “Gerçekçi Çıkış Yolu” başlıklı gazetelere verdiği ilanla karşı çıktı. Arkasından 24 Ocak Kararları ve askeri darbe geldi. Kamucu plan çöpe atıldı; “her şeyin çözümü” denen küresel neoliberalizm Türk ekonomisine hâkim oldu, devlet “bypass” edildi…

Ah bu benzerlikler; çoğunluğu liberal solcu iktisatçılar bugün var olan ekonomik krize çare için geçen ay kitap yayınladı:

-“Çıkmaz Yol. Dünden Bugüne Türkiye Ekonomisi.”

Bırakın benzer ismi, çözümlerinin TÜSİAD’ın gazete ilanı ile birebir aynı olması rastlantı mı? Turgut Özal’ın Kemal Derviş’in neoliberalizm uygulamalarının utangaç tekrarını dile getiriyorlar!

Kendini “solcu” tanımlayanların bu “ithal proje çözümlere” alkış tutmasına ne demeli?

Bakınız:

***

Türkiye’de solu üç döneme ayırabiliriz:

Birinci dönem, Türk solunun devletçilik, halkçılık, ulusalcılıktan etkilenme döneminidir; Birinci Dünya Savaşı sonundan 1960’a kadar uzatılabilir…

İkinci dönem, Türk solunun CHP’yi bile derinden etkilediği planlı kamucu çözüm odaklı 1960-1980 sürecidir…

Üçüncü dönem, 1980’den başlayarak günümüze kadar süren, neoliberalizmle ilişkilenme dönemini yaşayarak ciddi bir sarsıntı geçirdiği ve yeni konservatif/ sağ’dan fazla etkilendiği- gericileştiği devredir…

1838, 1980 ve bugünün neoliberal iktisatçıların hazırladığı “ithal IMF reçetesi” aynıdır, kesinlikle sol değildir. Bu, “Üçüncü Yol” kamuflajlı yeni muhafazakârlıktır.

Evet, 1980’ler itibariyle “neoliberalizme uyum” ile ülkeyi yıkıma sürükleyen –eski solcu Asaf Savaş Akatlar vd.- yine görev başındadır. Aradıkları yine Turgut Özal’dır…

“Hele Özal gitsin” diyerek DYP-SHP’yi iktidara taşıyanlara, yine bugün “çözüm reçetesi” olarak, “Turgut Özal” sunuluyor!

Turgut Özal’ı yaşadık…

“Özal maskeli” liberal Çiller’i, sosyal demokrat Kemal Derviş’i yaşadık…

“Özal maskeli” muhafazakâr demokrat Ali Babacan-Mehmet Şimşekli Erdoğan’ı yaşadık…

Ya şimdi?

Atatürkçü kamucu kalkınmadan hiç mi ders almayacağız?

***

IMF ve Dünya Bankası dayatmasıyla “Derviş Yasaları” denen neoliberal uygulamalar en aşırı biçimde AKP döneminde gerçekleşti. Özelleştirmeler ile kamu kaynakları tüketildi. Ulus devletin köküne kibrit suyu döküldü…

Ve pembe rüyalar yine çabuk bitti:

Büyüme istikrarlı olmadı, enflasyon sorunu tekrar çıktı, iç dış borçlar arttı, ihracatın ithalatı karşılama oranı hayli düşerek cari açıkta inanılmaz artış oldu, işsizlik oranları büyüdü, dışa bağımlılığa ilaveten 2008 küresel finans krizi Türkiye’yi derinden vurdu. Vs.

IMF ile yeni anlaşma yapılması gerekiyordu. Erdoğan masaya oturmadı. Erdoğan’ı destekleyen TÜSİAD destekli pop-iktisatçılar, birden Erdoğan’a “diktatör” demeye başladı! (Bu sözde özgürlükçüler bizler FETÖ kumpasıyla hapse atıldığımızda ağızlarını açmadı.)

İşte… “Özalcı” eski solcu neoliberal iktisatçılar “çıkış yolu” projesiyle bugün yine görünür oldu!

Hamster çarkı içindeki fare gibi kırk yıldır aynı eksende dönüp duruyoruz.

Soner Yalçın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir